Nartus Proje ve Çevre Danışmanlığı Şirketinin kurucu ortağı olan Özge Durukan Öçalan, öyle mütevazı ki sanırsınız onca işletmenin proje aşamasında milyonlarca liralık yatırımın kaderini o belirlemiyor. Öyle çevreye duyarlı ki yatırım daha proje aşamasındayken; çevresel faktörleri en ince detayına kadar değerlendirerek, hem işletmenin geleceğini koruyor, hem de çevrenin zarar görmesini engelliyor.  Öyle dinamik ve çalışkan ki zannedersiniz; proje değerlendirme aşamasında kurum ve kuruluşların görüşünü almak, çevre mevzuatı kapsamında resmi izin ruhsat ve lisansın alınması, bürokratik işlemlerin yorucu ve stresli temposunu O yaşamamış. “Projenin kaderini doğru yönlendirmek için çok özenli ve titiz araştırmak gerekli. Aldığımız projenin başlangıcından bitimine ve sonrasına kadar oluşturabileceği çevresel riskleri önceden doğru bir şekilde analiz edebilmek,  inşaat ve işletme dönemlerinde ise bu risklerin kontrolünü sağlayabilmek çok önemli” diyen genç ve başarılı girişimci kadın Özge Durukan Öçalan ile keyifli ve neşeli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Girişimci Kadın olarak çok genç yaşta büyük başarılar gösterdiniz. Bu evreyi anlatır mısınız?

Aslına bakarsanız çalışma hayatına girişimci olarak başlamak gibi bir fikrim yoktu. Ancak ilk iş tecrübelerimde gördüm ki, hayalimdeki çalışma ortamı, masa başında belirli mesai kalıpları olan ancak kazanımı olmayan işler değil. Kendinizden bir şeyler katabileceğiniz, sürekli öğrenmeye dayalı ve yoğun tempolu projeler beni motive ediyor. Mevcut tecrübelerimden hayalimdeki yönetimle, hayalimdeki işi yapmanın aslında kendi kararlarımdan sorumlu olmanın daha doğru olduğunu düşünerek başladım. Bu anlamda çevrenin korunabildiği projeleri gerçekleştirmek, doğru proje yönetimi ile yatırımcının zaman kaygısını mümkün olduğunca en aza indirebilmek adına Nartus Çevre ve Enerji Müşavirliği adı altında çok dinamik bir ekiple yola çıktık.

Danışmanlığını yaptığınız yatırımcıların gerçekleştirmek istedikleri projelerde nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? 

Nartus (anlamı: yeniden doğuş) özellikle yatırım sürecinde yatırımcıların korkulu rüyası olan Çevresel Etki Değerlendirmesi başta olmak üzere, çevre, madencilik ve enerji konusunda müşavirlik hizmeti vermektedir. Bu kapsamda bir yatırım döngüsü içerisinde gerekli olan ÇED, orman, tarım ve imar izin süreçleri, ekolojik ve ornitolojik değerlendirme raporları ve yatırımda en önemli ayaklardan biri olan yatırım teşvik/hibe alınması konusunda gerekli tüm mühendislik çalışma ve izinleri aynı çatı altında sunabilmekteyiz. Bu yatırımcı açısından hem izin süreçlerinin kısalmasını sağlıyor hem de proje bütünlüğünün korunmasını ve böylece hata riskini azaltıyor. Bu kapsamda Nartus, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldığı ÇED Yeterlik Belgesi, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden aldığı Yetkilendirilmiş Tüzel Kuruluş Belgesi ile yetkilendirilmiş firma olarak faaliyetlerine devam ediyor.

Yatırım sürecine öncelikle mevcut durum tespiti yaparak başlıyoruz. Süreci en kısa hale getirecek programı nasıl yaparız, süreçte projeyi olumlu-olumsuz nelerle karşılaşabiliriz ve olumsuz konuları nasıl bertaraf edebilir ya da nasıl önlem alabiliriz? gibi sorulara cevap arıyoruz. Akabinde doğru bir zaman yönetimi ile projenin hayata geçmesi için organize olup çalışmalarımızı başlatıyoruz. Yatırımcının sürecin en başında karşılaşacağı riskleri başından bilmesi her ne kadar ilk etapta biraz sevimsiz görünse de hem maliyet hem zaman açısından ciddi bir avantaj sağlıyor.

Zorlandığınız noktalar var mı, varsa nelerdir?

Aslında işin tamamı zor ancak, işinizi severseniz üstesinden gelebiliyorsunuz. Öncelikle bir bayan olarak çok çok yoğun bir tempoda ve çoğu arazide olmak üzere çalıyorsanız, başlangıçta oldukça zor görünüyor. Bunun yanında işimiz insan ilişkisi. Dolayısıyla, bunu yönetmekte oldukça önemli. Ancak fiziksel zorluklardan ziyade işimizin psikolojik zorluğunu daha çok önemsiyorum. Zira işimiz bir rüzgâr enerji santrali gibi milyon liralık projelerin kaderini değiştirecek türden. Hata yapma lüksünüz yok denecek kadar az ve sizden sonraki tüm sürece etki ediyor. Yürüttüğünüz projeyi sahiplenmeden, projenin içine girmeden başarmak oldukça zor. Bu nedenle ki projenin hayata geçtiğini görmek, o işte sizin de bir katkınız olduğunu bilmek insana müthiş bir gurur yaşatıyor. Bu anlamda, oldukça genç bir yapı olmamızla birlikte 2017 yılının ilk yarısında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan en fazla ÇED Olumlu kararı alan firma olmanın gurunu yaşıyoruz.

Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında çevre dokusunu bozmamak için neler yapılmalıdır?

Şu bir gerçek ki enerjide dışa bağımlı olduğumuz sürece hayal ettiğimiz muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak mümkün değil. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin en önemli konusu -ki dünyada durum aynı- enerjide dışa bağımlılığı ortadan kaldırmalı ve kendi yerli üretim modellerimizi geliştirmeliyiz. Bu kapsamda ayrım yapmadan enerjinin her türünü üretmek zorundayız. Tabii ki Türkiye gibi rüzgâr ve güneşte muazzam bir potansiyele sahip durumdaysanız. Yenilenebilir enerji konusunda çok daha hızlı adımlar atmalısınız. Bu kapsamda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere kamu kurumlarının ciddi politikaları var. Ki son dönemde YEKA konusunu bu anlamda atılmış en önemli adımlardan biri olarak görüyorum.   Önemli olan bu süreci doğru ve hızlı gerçekleştirmeye çalışırken çevreyi de en az enerji kadar önemsemek ve korumak zorunda olduğumuzdur.

Bizlerin hazırladığı Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporları aslında yatırımcı için bir çevre koruma kılavuzudur. Bu kılavuzda faaliyetin kapanması da dâhil olmak üzere tüm süreçte çevre konusunda alınması tüm önlemler firmanın taahhüdü olarak yer alır. Bu nedenle özellikle bu kılavuzları mutlaka karar vericilerin okumalarını tavsiye ediyoruz. Çoğu kesimde, tarafından çevreyi korumak için alınacak önlemler ek maliyet olarak görülmekle birlikte, günün sonunda ürettiğiniz enerjiyi yaşanılabilir bir çevrede kullanmadığınız sürece bir anlam ifade etmeyecektir.

Enerji sektöründe çevre konularına son dönemde çok daha fazla önem verilmeye başlandığını görüyoruz. Bunun sebebi nedir?

Aslında Türkiye’de çevre konusu 1993 yılında sonra konuşulmaya, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde uyumlaştırılan ve 2008 yılında çıkan ÇED Yönetmeliği ile de hız kazanmaya başladı. Başlarda yalnızca bir evrak olarak algılanıyordu (ki hala bu şekilde gören yatırımcı sayısı da az değildir). Ancak enerji sektöründe özellikle 2007 lisans süreciyle başlayan Hidroelektrik Santral Projeleri ile ÇED konusu gündeme oturmaya başladı. Bu dönemde gerek doğru yer seçimi ve mevcut durum tespitlerinin yapılmaması gerekse farklı niyetlerdeki provakatif grupların etkisiyle çok sayıda çevre davası açıldı. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde çok sayıda HES projesine yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bu dönemde edinilen tecrübeler şimdilerde yatırımcıların çevre konusunda ki farkındalığını arttırdığını düşünüyorum. Zira bugün enerji yatırımcılarının projelendirme aşamasında dikkate aldığı konuların başında korunan ve sulak alanlar, kuş göç yolları, orman alanları vb. ekolojik faktörler geliyor ve bu unsurlar dikkate alınarak yer seçimi yapılıyor. Dolayısıyla sağlıklı ve etkili bir ÇED süreci yatırımın geleceğini olumlu yönde tayin ediyor.

Çevreye baktığımızda yerel ve ulusal danışmanlık şirketlerinin arttığını görmekteyiz. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir.

Öncelikle bir yatırım kararı aldıysanız uzun ve zorlu bir sürece de başlamayı göze aldınız demektir. Örneğin, bir rüzgâr enerjisi yatırımında 70’e yakın kurum ve kuruluşla muhatap olmak, her birinin mevzuatına göre yol haritanızı hazırlamak, bunu yaparken de hem ekonomik hem de sürdürülebilir proje oluşturmak zorundasınız. Söz konusu bu sürecin sağlıklı yürüyebilmesi için onlarca farklı meslek grubundan oluşan bir ekibiniz olması gerekiyor. Öyle ki sadece mevzuatları takip ve kontrol etmek için dahi önemli bir zaman gerekiyor. Söz konusu farklı uzmanlık ekiplerini oluşturmak hem yönetimsel anlamda zor hem de ekonomik değil. Dolayısıyla firmalar uzmanlaşmış ekiplerden hizmet satın alma yoluna gidiyor. Butik hizmet verebilen, yatırımı ve yatırımcıyı anlamış ve bu konuda hızlı mobilize olabilen danışmanlık şirketleri projenin hızlı hayata gelmesinde önemli rol oynuyor.