İŞ HAYATINDA SAĞLIKLI HAMİLELİK

0

Gebelerde meydana gelen anatomik ve fizyolojik değişiklikler gebelikte artan metabolik gereksinimlerin ve bebeğin gelişimsel ihtiyaçlarının karşılanması açısından çok önemlidir.Bu değişiklikler annenin metabolik dengesinin ve bebeğin büyümesinin optimal bir şekilde devamını sağlar.Hormonlardaki değişikliğe bağlı eklem bağlarında esneklik,yumuşak dokuda ödem,kilo alımı ve artmış lordoz görülür. Kilo alımı ve bebeğin öne doğru büyümesiyle annenin ağırlık merkezi de öne doğru yer değiştirir.Bu durum annenin postüründe farklılıklara yol açar.Gebelik süresince ortalama ağırlık artışı yaklaşık 11 kilogramdır.Ağırlığın çoğu özellikle son iki trimesterde(trimester; 9 aylık gebelik süresinin her üç aylık dönemi anlamında kullanılan terimdir.) kazanılır.Kas iskelet sistemi üzerine binen aşırı gerilim ve yüklenmeler bel ağrısına ve vücutta sinir sıkışmalarına sebep olabilir.Kardiyovasküler ve solunum sistemleri büyüyen bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için kalp hızını dakikada yaklaşık on atım arttırarak,kan basıncını ve çevresel damarsal direnci azaltarak adaptasyon geliştirir.Solunum hızındaki değişikler,oksijen tüketiminin artmasını sağlar. Bu alanda çalışan fizyoterapistler; değerlendirme ve tedavi süresi boyunca bu değişiklikleri takip etmeli ve programlarını bu doğrultuda planlamalılardır.

Gebelik,bir kadının hayatında hem fiziksel hem de psikolojik açıdan farklılık yaşadığı özel bir dönemdir. Bu dönemde meydana gelen değişikliklerin yaratacağı problemlerin değerlendirilmesi büyük önem taşır. En sık karşılaşılan problemlerden biri bel ağrısı ve pelvik ağrıdır.Bel ağrısı gebelik ilerledikçe artma eğilimindedir.Bazı durumlarda ağrı bacaklara doğru yayılabilir. Ağrı problemi yaşayan birçok gebenin uyku kalitesi azalır ve günlük yaşam aktiviteleri kısıtlanarak yaşam kalitesi düşer. Ayrıca bel ağrılarının ayakta durma, oturma,öne eğilme,ağırlık taşıma ve yürüme gibi aktivitelerle arttığı görülmektedir.Gebelikte nadiren görülen bir diğer problem coccydyniadır (kuyruk sokumu çevresinde ağrı). Kuyruk sokumunda daha önceden meydana gelen yaralanmalar ya da gebelikte düşme bu durumun sebeplerindendir. Torasik spinal ağrı olarak tanımlanan,göğüs ve kollara yayılan sırt ağrıları; gebede meydana gelen postural değişimler sonucu eklemlere yük binmesi kaynaklıdır. Kilo artışı ve büyüyen bebeğin yaptığı bası da tüm bu ağrıların artmasına neden olabilir.Karşılaşılan bir diğer problem sinir bası sendromlarıdır. Gebeliğin üçüncü trimesterinde;sıvı tutulması el bileği, ayak bileği ve yüzde daha belirgin olmak üzere ödeme sebep olur.Ödem de eklem hareketliliğinde kısıtlanma ve çeşitli sinir basılarına yol açabilir. Gebelik sırasında dolaşımsal problemler de görülebilir. Bunlardan biri; hormonal faktörlerin, toplardamarlarda değişikliklere sebep olarak kanın kalbe geri dönüşümünde problem yaratan varikoz venlerdir.Bacaklarda ağırlık hissi,çabuk yorulma,ağrı ve baldır kaslarında kramplar (kramplar kalsiyum eksikliğine bağlı da görülebilir.) görülen bulgulardır.Bulgular dinlenme ve bacakları kalp seviyesinden daha yüksek seviyede pozisyonlamayla azalır.Bacak krampları gebeliğin daha çok ikinci yarısında görülen,gebelerin yaklaşık yarısını etkileyen bir diğer sorundur ve hamilelik ilerledikçe artabilir.Bağlarda görülen artmış esneklik,postural değişimler,artan kilo diz ekleminde de problemlere yol açabilir.Kişi, diz hareketleri ve uzun süreli oturma sonrasında dizin önünde görülen ağrıdan şikayet eder.Gebelik sırasında yorgunluk kadınlar arasındaki ortak bir şikayettir.Oksijen tüketimindeki değişim,bebeğin gelişimi,kardiyovasküler değişimler gibi birçok fiziksel değişim;stres,ruh hali değişiklikleri,anksiyete,korku gibi psikolojik değişiklikler; meslek, sosyoekonomik durum,yaş,uyku durumu,yaşam stili gibi çevresel faktörler yorgunluğun nedenlerini ortaya koymaktadır.Gebenin bazı durumlarda idrarını tutamaması ve sık sık idrara çıkması gebelikte görülebilen bir başka durumdur.Sigara,yaş,fazla kilo,kafein bu durumun risk faktörlerindendir.Gebe için geçici bir problem olabileceği gibi sonraki dönemlerde de devam edip gebenin yaşam kalitesinin düşmesine de yol açabilir.

Tüm bu saydığımız değişikliklere daha iyi uyum sağlayabilmek ve gebelik sırasında görülebilen problemleri en aza indirmek için herhangi bir açıdan riski olmayan gebelerin fiziksel aktivite düzeyini arttırması ve egzersiz yapması oldukça faydalı ve gereklidir.Yapılan düzenli fiziksel aktivite ve egzersizin, fiziksel uygunluğu arttırdığı ve devam ettirdiği,kilo kontrolüne yardımcı olduğu ve psikososyal olarak iyilik hissini arttırdığı bilinmektedir.Bu nedenlerle, tıbbı açıdan herhangi bir risk taşımayan gebelerin haftada her gün 20-30 dakika arasında orta şiddette egzer

siz yapması gerektiği önerilmektedir.Planlanan egzersiz programı;postür eğitimini,doğru vücut mekaniklerinin öğretilmesini;kardiyovasküler dayanıklılığı korumak ve geliştirmek için aerobik egzersiz (sabit bisiklet,yüzme,yürüme…) programını; özellikle kolları,karın bölgesini ve pelvik taban kasları denilen idrar yolu, vajinal açıklık ve anüsü çevreleyen, destekleyen, kontrolünü sağlayan kas grubunu içeren kuvvetlendirme eğitimini;gebelik süresince ve doğum sırasında yardımcı olması için gevşeme eğitimi ve solunum egzersizlerini içermelidir.Fakat gebelikte egzersizin sakıncalı ve yasak olduğu durumlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Yasak olduğu bazı durumlar;

Vajinal kanama,
Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon,
Erken doğum öyküsü
Herhangi bir komplikasyona yol açmaması için egzersiz programının sürekli kontrol altında yürütülmesi gereken bazı durumlar ise;

Çoğul gebelikler,
Aşırı Obesite,
Diyabet,
Sistemik enfeksiyonlar,
Aşırı yorgunluk,
Egzersiz sonrası birkaç saat süren rahim içi kasılmalardır.

Ayrıca masaj ve refleksoloji yöntemleri gebelik programının içinde yer alması gereken yöntemlerdir.Bilindiği üzere masajın psikolojik ve fiziksel olarak birçok faydası vardır. Psikolojik açıdan bakıldığında masajın vücut farkındalığını arttırdığı; rahatlatıcı ve yatıştırıcı etkiye sahip olduğu görülür.Aynı zamanda yorgunluk hissinin,ağrıların azalmasında,dolaşımı arttırarak özellikle bileklerdeki ödemin azalmasında etkili olduğu görülür. Refleksoloji genel anlamıyla ayak tabanındaki belirli refleks noktalarına uygulanan masaj yöntemidir. Gebeliğin ilk üç ayında tavsiye edilmez. Refleksolojinin uygulandığı gebelerde; ödemin ve ağrıların azaldığı, gevşemenin sağlandığı düşünülmektedir. Doğum sonrasında uygulanan refleksoloji annenin laktasyon sürecini olumlu yönde etkiler ve toparlanma süresini kısaltır.Dokular daha çabuk kendine gelir.

Kısacası Aktif Gebelik Programı İçeriği;

Gebenin genel sağlık durumunun değerlendirilmesi,
Fiziksel analiz ve gözlemlerin yapılması,
Uygun egzersiz ve masaj programlarının hazırlanmasıdır.

Leave A Reply