Türk Havacılık ve Uzay Sanayi %100 Yerli Başarılara İmza Atı

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi %100 Yerli Başarılara İmza Atı

F-16 savaş uçaklarını üretmek amacıyla 1984 yılında kurulan TAI, tamamen milli sermayeli bir şirkete dönüşme aşamasında, Türk hissedar Türk Uçak Sanayi (TUSAŞ) ile birleşti. 2005 yılından bu yana TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. faaliyet gösterdiği alanlar genişlemiş, alt yüklenicilikten ana yüklenici statüsüne geçiş sağlanmış, sabit ve dön

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: center; font: 11.0px 'Swis721 Cn BT'}

F-16 savaş uçaklarını üretmek amacıyla 1984 yılında kurulan TAI, tamamen milli sermayeli bir şirkete dönüşme aşamasında, Türk hissedar Türk Uçak Sanayi (TUSAŞ) ile birleşti. 2005 yılından bu yana TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. faaliyet gösterdiği alanlar genişlemiş, alt yüklenicilikten ana yüklenici statüsüne geçiş sağlanmış, sabit ve döner kanat hava platformları insansız hava aracı ve uydu alanında tasarım, geliştirme, üretim, sistem entegrasyonu, modernizasyon, modifikasyon ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye’nin teknoloji merkezi konumuna gelmiştir.

2003 yılından beri TUSAŞ Genel Müdürlük görevini başarıyla üstlenen Muharrem Dörtkaşlı, bugün savaş ve eğitim uçaklarından, insansız hava araçlarına, helikopter projelerinden uydu sistemlerine kadar 100’den fazla projeyi yürütmekte olan ve uluslararası havacılık projelerinde küresel anlamda rekabetçi ve güvenilir bir ortak konumuna ulaşan TUSAŞ’ın gelişim sürecini, sektör değerlendirmesini ve uzun vadeli hedeflerini Ekonometri dergisi okuyucularına anlattı.


2013 yılı şirketiniz açısından nasıl bir yıl oldu? TUSAŞ, bu sene içinde ne gibi projelere imza attı, kısaca bahsedebilir misiniz?

2013 yılı şirketimiz açısından birçok yeniliğin yaşandığı bir yıl olmuştur. ANKA-MALE (Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı) insansız hava aracımızın seri üretim sözleşmesini 25 Ekim 2013 tarihinde Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile imzaladık. Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve silahlı hafif yakın hava desteği uçağı ihtiyaçları için tasarlanarak üretilen Temel Eğitim Uçağımız “HÜRKUŞ”, 29 Ağustos 2013 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirdi, Aralık ayında seri üretim anlaşması imzalandı. Böylelikle ülkemizde ilk defa tasarımından geliştirilmesine, üretiminden uçuş testlerine yerli olan bir uçak projesini başlattık. Bu iki çok önemli imza ile Ana Üretici Konumu kazanmış olduk.  


Döner kanat alanında, T129 Atak Helikopteri’nde teslimatlar için son aşamaya gelmiş durumdayız. Öte yandan 2013 yılı içerisinde, hafif sınıf genel maksat helikopteri ihtiyacının TUSAŞ ana yükleniciliğinde özgün tasarım bir platform ile karşılanması amacıyla başlatılan projenin sözleşmesi SSM’lığı Haziran 2013 tarihinde ile imzalandı. Hava platformlarına ilaveten uzay alanındaki çalışmalara bakıldığında 2012 yılının sonunda yörüngeye giren Göktürk-II uydusundan sonra Mayıs 2013 tarihinde daha gelişmiş özelliklere sahip olacak olan Göktürk-III uydusu için tasarım aşaması hazırlık sözleşmesini imzaladık. UMET (Uydu Montaj Test ve Entegrasyon) tesisimizin çalışmaları hızla devam ediyor. Müşterek Taarruz Uçağı (JSF/F-35) programı kapsamında ürettiğimiz ilk orta gövdeyi Aralık 2013 tarihinde teslim ettik. Şirketimiz projede konvansiyonel tip orta gövdenin ABD dışında tek kaynak olarak üreticisi konumundadır. 


Türkiye artık tam olarak kendi üretimini yapabilecek duruma geldi, ne zaman diyebileceğiz? Bu konudaki öngörülerinizi alabilir miyiz?

Hava platformları geliştirme projeleri hem uzun soluklu hem de yüksek maliyetli projelerdir. Bugün dünya havacılık sektörüne bakıldığında tamamen kendi imkanları ile bir uçağı geliştirip, seri üretim aşamasına getirebilen ülke sayısı oldukça azdır. Karşılaşılan yüksek maliyetler ülkeleri ortak ihtiyaçlar çerçevesinde bir araya gelerek ortak tasarım ve üretim projelerine veya bazı kritik olmayan sistemlerin başka ülkelerden tedariğine yönlendirmektedir. Bir hava aracı çok genel olarak gövde, motor ve ilgili görev ekipmanları ile tüm alt sistemlerin bir arada ve sağlıklı çalışmasını sağlayan yazılım ve donanımdan oluşmaktadır. Biz TUSAŞ olarak gövde tasarımında, üretiminde ve sistem entegrasyonunda belli bir aşamaya geldik, tüm yazılımlarımızı kendimiz geliştiriyoruz. Ancak hava aracını oluşturan diğer ana unsurların da milli imkanlar ile geliştirilmesi ile tam olarak milli bir sistemden söz edebileceğiz. Burada önemli bir husus var; uçağın her bir alt sistemini/ekipmanını ülke içinde geliştirmek yerine kritik öneme haiz bölümlerine odaklanmak gerekiyor. 


Türk Savunma ve Havacılık Sanayii üretim alt yapısı ve Ar-Ge faaliyetleri açısından büyük yol kat etmiştir. Ancak teknoloji geliştirme yolunda epey yolumuz var. Milli menfaatler açısından kritik teknolojilere öncelik vererek ve devlet, sanayi ve üniversite işbirliklerini geliştirerek bu alanda hızla ilerleyeceğimize inanıyorum.


Sizin Türkiye’de sağladığınız bu başarılar yurt dışında nasıl karşılanıyor? 

Dünyanın önde gelen savunma ve havacılık firmalarının çözüm ortağı olarak, en son nesil sivil ve askeri hava platformlarda stratejik iş ortağı/tek kaynak tedarikçi olarak yer alıyoruz. Dünya çapındaki uluslararası havacılık fuarlarında artık özgün ürünleriyle ve sistem çözümleriyle yer alan ve kendi platformları ile uçuş gösterileri yapan bir şirket haline geldik. Katılmakta olduğumuz fuar vb. etkinlerde TUSAŞ ürünlerine ve kabiliyetlerine yoğun ilgi gösteriliyor. Müşterilerimizin ve paydaşlarımızın beklentilerine çok önem veriyoruz. 2014 yılında da yeni pazarlara ve iş imkanlarının yaratılmasına yönelik çalışmalara devam edeceğiz. 


TUSAŞ çok sayıda şirkete üretim de yapıyor. Bu bağlamda yurt dışında hangi kurum ve kuruluşlar ile birlikte hareket ediyorsunuz? 

Yurt dışı iş ortaklarımız dünyanın önde gelen savunma ve havacılık şirketleridir. Yapısal projelerimize bakıldığında sivil havacılık alanında Boeing, Airbus ve Bombardier firmalarına tek kaynak üretici olarak çok sayıda teslimat yapıyoruz, Boeing ve Airbus’ın yeni nesil uçaklarında tasarım çalışmalarına katılıyoruz. A400M Askeri Nakliye Uçağı ve F-35 Müşterek Taarruz Uçağı gibi uluslararası konsorsiyumlara endüstriyel ortak olarak katılıyor; AMSL, Northrop Grumman, Lockheed Martin firmaları ile birlikte çalışıyoruz. Tek kaynak tedarikçisi olduğumuz helikopter projelerinde Sikorsky, AgustaWestland ve Eurocopter firmalarına seri üretim yapıyoruz.  Yine EADS (yeni adı Airbus Group), Thales, Alenia, Telespazzio firmaları muhtelif uçak, helikopter ve uydu projelerinde birlikte çalıştığımız firmalar arasında yer alıyor.


Türkiye’de bulunduğunuz sektörün lideri konumundasınız. Bu nedenle bir anlamda bütün gözler sizin üzerinizde... Bunun kurumunuza avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Şirketimiz bugün geldiği konum itibariyle hem yurt içi hem de yurt dışı birçok projede ana yüklenici olarak görev yapmaktadır. Birlikte çalıştığımız yurt dışı firmalarla uzun dönemli stratejik iş ortağı/ana tedarikçi olarak çalışıyoruz. Bu durum elbette bizden daha iyisini yapma yönünde beklentiyi arttırmaktadır. Öte yandan ülkemizin savunma ve havacılık alanında gösterdiği büyüme, sektörde ana yüklenici konumunda bulunan TUSAŞ’ın yanı sıra alt yüklenici firmalarımızı da yakından etkilemektedir. Yurt içi paydaşlarımızın beklentileri de oldukça yüksek, ürünlerimizin nihai kullanıcısı Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) dünya üzerinde en ciddi ve zorlu müşterilerden biri konumundadır. Ürünlerimizin TSK envanterine girmesiyle, yurt dışı satış imkanlarının daha da artacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de küresel ölçekte dünya markası bir şirket olma yolunda ilerlemeye ve bu doğrultuda kararlılıkla faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz. 


TUSAŞ, kendi içinde eğitime de önem veriyor duyduğumuz kadarıyla... Neden çalışanlarınızı kendi bünyenizde yetiştirmeyi tercih ediyorsunuz?  

Havacılık ve Uzay Sanayii en yüksek teknolojilerin çalışıldığı, sürekli gelişen öncü bir sektördür, dolayısıyla mühendisinden teknisyenine çok sayıda nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışanlarımızın tümünü kendi bünyemizde yetiştirmiyoruz. Sektörümüzün özelliği gereği uçak üzerinde çalışan personelin belirli sertifikalara sahip olması gerektiğinden özellikle teknisyen grubu için şirket bünyesinde birçok eğitim paketi açıyoruz, sertifika almalarını sağlıyoruz. Üniversitelerle imzaladığımız iş birliği protokolleri kapsamında öğrencilere uzun dönemli staj imkanları sağlayarak, henüz mezun olmadan öğrencilerimizin havacılık ile ilgili çalışmalara katılmalarını sağlıyoruz. İşe başladıktan sonra adaylarımızı yüksek lisans ve doktora çalışmaları için destekliyoruz. Öte yandan çalışanlarımızın kişisel gelişimlerine ayrıca önem veriyor, bunun için şirket içi/dışı kaynaklardan eğitim almalarını sağlıyoruz. 


Lider konumunda olduğunuzu tekrarlayarak sektörün genel anlamda bir değerlendirmesini almak isteriz sizden? 

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 71.0px Helvetica} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'} p.p3 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'; min-height: 10.0px} p.p4 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 10.0px 'Swis721 BlkCn BT'} p.p5 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'} span.s1 {letter-spacing: -0.2px} span.s2 {letter-spacing: -0.3px}

Gerek ülkemizin jeopolitik konumu gerekse siyasi ve askeri ilişkilerimiz savunma ve havacılık sanayiinin ülkemiz için önemini artırmıştır. Özellikle havacılık sanayisinin gelişimi, uzun yıllar süren istikrarlı çalışma ve gayretlere bağlı olmuştur. Dünya havacılık sektörü son yıllarda yaşanan ve tüm dünya genelinde etkisini gösteren ekonomik krizlerden etkilenmiştir. Ül-kelerin savunma bütçelerinde belirli kısıtlamalara gidilmiş,  bunun sonucunda savunma şirketleri küçülme yoluna gitmiştir. Ekonomik krizin sektördeki bir diğer etkisi ise şirket birleşmelerinde olmuştur. Şirketler olası risklere karşı daha sağlam durabilmek adına tek çatı altında toplanma yollarını tercih etmeye başlamışlardır. Bunların örnekleri başta Avrupa ve ABD olmak üzere birçok ülkede gözlemlenmiştir. Dünya savunma harcamaları 2012 yıl sonu verileri genel olarak değerlendirildiğinde GSYİH’nin %2.5’i ile toplam 1.756 milyar dolar olduğu ve 2011 yılına oranla %0,4 azaldığı görülmektedir. Sivil Havacılık alanında ise özellikle Uzak Doğu kaynaklı büyüme gözlemlenmektedir.

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'; min-height: 10.0px} p.p3 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; font: 10.0px 'Swis721 BlkCn BT'} span.s1 {letter-spacing: -0.2px} span.s2 {letter-spacing: -0.3px}


Ülkemiz savunma ve havacılık sektörü ihracatı geride bıraktığımız yılsonu itibari ile 1.391 milyar dolara ulaşmıştır. Sektörün 2014 yılı hedefi ise %44 büyüme ile 2 milyar dolar seviyeleridir. Şirketimiz ise 2013 yılında 893 Milyon ABD Doları ciroya ulaşılmış olup, bunun 629 Milyon ABD Doları ihracat olarak gerçekleşmiştir. Bundan sadece 10 yıl önce ülkemiz savunma sanayinin yurt içi yerli katkı oranı üretilen her sistem ve teçhizatın sadece %20’si iken, bugün bu oran %60’lara yaklaşmıştır. Bu aşamada özellikle kritik teknolojiler ve sistemler konusunda son yıllarda önemli atılımlar atılmaktadır. Bugün tüm dünya havacılık sektöründe maliyet etkin yaklaşımlar neticesinde stratejik dış kaynak kullanımı ve tedarik zinciri yapılanmaları ön plana çıkmaktadır. Biz de yatırımlarımızı planlarken ilave kaynak ihtiyaçlarımızı yeni yatırımlar yaparak çözmek yerine yan sanayi firmalarımıza iş aktararak çözmeyi; kritik alanlarda yapılması gereken ve yatırım maliyeti yüksek yatırımları kendi bünyemizde gerçekleştirerek aynı zamanda ihracat imkanlarını değerlendirmeyi hedefliyoruz. 


Özgün ürünlerini geliştirme aşamasında olan Türk savunma ve havacılık sektörünün, Türkiye’nin Vizyon 2023 hedefleri doğrultusunda büyümeye ve gelişmeye devam edeceğine inanıyorum. 


Dünya markası olma yolunda ilerleyen TUSAŞ’ın yurt içindeki ve yurt dışındaki ileriye dönük hedeflerini öğrenebilir miyiz? 

Son 10 yılda çok büyük adımlar attık. Dünya savunma ve havacılık sektöründe ilk yüz firma listesinde 86. sıradayız, daha yükseklere çıkmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda özgün ürünlerimizin ve risk paylaşımcı ortaklıkların geliştirilmesi ile şirketimizin bulunduğu konumdan daha iyi yerlere gelmesi için çalışmaya devam ediyoruz. ANKA İnsansız Hava Sistemi, HÜRKUŞ Eğitim Uçağı ve T-129 ATAK helikopteri projelerinden edindiğimiz deneyimle ilk milli savaş uçağımız FX/TX ve özgün genel maksat helikopter projelerimizin çalışmalarını sürdürüyoruz. Ülkemizin bölgesel yolcu uçağı ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalara ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte katılıyoruz. TUSAŞ olarak sektörümüzün uzun vadeli öngörülerini de dikkate alarak, stratejik amaçlarımız ve “özgün ürünlere sahip ve küresel rekabet gücüne ulaşmış “dünya markası havacılık ve uzay şirketi olmak” vizyonumuz doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.