TSİPRAS SONRASI YUNANİSTAN

TSİPRAS SONRASI YUNANİSTAN

Ocak ayının sonunda yapılan Yunanistan seçimlerinde, 2004 yılında temelleri atılan SYRIZA partisi, beklenen bir gelişme olarak en yüksek oy oranıyla, meclisteki 300 sandalyenin 149 sandalyesini almayı başardı. Tek başına hükumet kurmak için sadece iki sandelyeye daha ihtiyaç duyan SYRIZA partisi, bir koalisyon hükümeti kurmak zorunda kaldı.

p.p1 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 40.0px 'Times New Roman'} p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'} p.p3 {margin: 0.0px 0.0px 0.0px 0.0px; text-align: justify; line-height: 11.0px; font: 9.5px 'Times New Roman'; min-height: 10.0px} span.s1 {letter-spacing: -0.1px}

A

NEL partisi ile ikili koalisyon hükumeti kurulduktan sonra harekete geçen SYRIZA partisi lideri Alexis Tsipras, ilk olarak ülke itibarını geri kazanmak adına adımlar atılacağını dile getirdi.


2011 yılında derinleşen Avrupa krizinin odak ülkelerinin başında gelen Yunanistan’da, o tarihten bu yana ikinci hükumet olarak görev yapacak olan Tsipras hükumeti, ülkenin içinde bulunduğu kriz ortamını yönetme konusunda tecübesiz olarak görünüyordu. Özellikle Tsipras’ın, seçim öncesinde yaptığı açıklamalarda Euro Birliği’nden çıkma yönündeki tehdidi Avrupalı yetkilileri kızdırmıştı. Yunanistan’ın, Euro Birliği’nden çıkmasını istemeyen Avrupalı liderler, Tsipras’ın diğer teklifleri karşısında da uzlaşma noktası bulmakta zorluk çekiyordu. Özellikle Yunanistan’ın diğer ülkelere olan borcunun silinmesi konusunda ısrarcı davranan Tsipras ve ekibi, AB Kreditörleri ile bir araya gelerek, Yunanistan’ın boçlarının silinmesi konusunda ısrarcı olunacağını ve bunun gerçekleşmemesi durumunda borçların ertelenmesi anlamına gelen moratoryumun gündeme alınacağını ifade ettiler. Ancak bu sefer de Almanya engeline takılan Yunanistan, Almanya’nın borç erteleme isteğini reddetmesi sonrasında kaynak yaratarak yani genişlemeci bir plan ile birlikte bu borçtan kurtulma yolunu tercih etti. 


Borçları erteleme konusunda Avrupayı ikna edemeyen Tsipras yönetimi, genişlemeci maliye politikası ile kendisinden daha önceki dönemde görev yapan Samaras hükumetinin aksine harcama yaparak bu borç krizinden kurtulmayı hedefledi. Bu hedef doğrultusunda Troyka Heyeti ile görüşmek istemeyen Tsipras, ülke borcunun yarısının silinmesi ve diğer yarısının da vadesinin uzatılması konusunda ısrarcı davranıyor. Ayrıca genişlemeci politika kapsamında yoksulluk sınırı altındaki ailelere elektrik ve ısınma hizmetini ücretsiz vermek, ihtiyacı olanlara gıda ve kira yardımı yapılması ve asgari ücretin yükseltilmesi gibi önlemler yer aldı. Halkına yönelik olarak bu tarz girişimlerde bulunan Tsipras yönetimin başına geçtikten sonra işsizlik oranına bu gelişmeler çok olumlu yansımadı. Tsipras yönetiminin seçimi kazandığı ocak ayından hemen önce Aralık ayında Yunanistan’da işsizlik oranı %26 olarak açıklandı. Ancak Tsipras yönetimi hükumeti devraldıktan sonra en son açıklanan işsizlik oranı Mart ayında %25.9 olarak gerçekleşti. Ayrıca bir ülkeye olan güveni temsil eden 10 Yıllık Tahvillerin faiz oranlarında ise geçtiğimiz ay Ağustostan bu yana bir yükseliş mevcut. 2014 yılının Ağustos ayında %6 civarında olan 10 Yıllık Tahvil faizleri bu yılın Mart ayında %12 seviyelerine kadar yükseldi. Yunanistan’a olan güvenin azalması sonucu artan 10 Yıllık Tahvil faizleri ülke ekonomisinin de iyi yolda ilerlemediğine işaret etti.


Hem yükselen tahvil faizleri hem de bir türlü düşmeyen işsizlik oranı Tsipras’ın en önemli sınavları olarak dikkat çekiyor. Ayrıca hem IMF hem de AB ile görüşmelerine de devam ediyor. Nisan ayının başında bu görüşmeler devam ederken Yunanistan’dan, ilk taksit ödemesi olan 450 Milyon Euro’nun ödendiği açıklandı. Avrupalı liderleri bir nebze rahatlatan bu ödeme sonrasında Yunanistan’dan olmlu haberlerin gelmeye devam etmesi bekleniyor. Aksi takdirde Avrupa ekonomisi içinden çıkamadığı krize yeniden düşmeye başlamış olacak.

Tsipras hükumeti yönetimin başına geçtikten sonra Yunanistan ekonomisi Avrupa’nın gündeminden hiç düşmüyor. Her hafta farklı bir konu ile gündeme gelen Yunan ekonomisinde özellikle işsizlik oranını çok fazla olması, üretimin olmadığı yerde borç nasıl ödenecek, sorusunu gündemden düşürmüyor. 2013 yılında %28 ile tarihinin en yüksek seviyesine ulaşan Yunanistan işsizlik oranı, iki yıllık bir periyotta sadece 2 puanlık bir düşüş yaparak %26 seviyelerinde hareket ediyor. genç nüfüstaki işsizlik oranı ise içler acısı durumda. %50 seviyesinin üzerinde olan genç nüfustaki işsizlik oranı zaten az olan genç nüfus sayısının işsiz olarak üretimde yer almamasına ve doğal olarak ekonomiye katkı vermemesine neden oluyor. Ayrıca ülkedeki fiyatların genel seviyesindeki yükselişi temsil eden enflasyon oranı ise negatif seviyelerde hareket ederek, ülkedeki fiyatlar genel seviyesinin sürekli olarak düşüş gösterdiğine işaret ediyor. Üretim maliyetlerinin karşılanamadığı zaman ürün fiyatlarının daha fazla düşmesi ülke ekonomisine olumlu katkı vermek yerine üretimin yavaşlamasına ve belki de durmasına neden olabilir. Bunu önlemek adına Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi, gevşek para politikası uygulayarak tüketimi artırmayı hedefliyor. Tsipras’da Draghi’nin yolundan gitmek istercesine gevşek bir maliye politikası izlemek ve harcamaları artırarak enflasyon oranını da negatif bölgeden pozitif bölgeye çevirmeyi hedefliyor. 2012 yılında yaşanan Yunanistan krizi sonrasında negatif bölgeye geçen Yunan enflasyonu tam iki yıldır bu seviyeden sıfırın üzerine geçemiyor.


Yunanistan seçimleri sonucu Tsipras’ın, Avrupa’da oluşturduğu gergin ortam, Euro’nun üzerinde de aşağı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor. Seçimden önceki süreçte, seçim propagandası olarak Euro’dan çıkmayı kendine hedef olarak gösteren Tsipras, seçim sonrasında ise Euro’dan çıkmaktan vazgeçtiğini dile getirse de oluşturduğu gergin ortam Euro’nun değerini düşürmekten alıkoyamadı. Kısa vadede toparlanma göstermesi beklenmeyen Yunan ekonomisinde 2016 yılı hedefi olarak net bir hedef göstermek de imkansız.